Siyaset 22.09.2021 20:12:00 0

Babacan ’Bu dürüst yaklaşım değil’

Babacan ’Bu dürüst yaklaşım değil’

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, “Hukuku, Hukukun üstünlüğünü önemseyen, yargı reformunu önceleyen, yargının bağımsız ve tarafsız ve hızlı ç alışmasını sağlayan reformları yapan bir yönetim anlayışı olmadıktan sonra Türkiye’nin sorunlarının çözülmesini çok zor görüyorum” dedi.
Babacan, bazı oda, ve sivil toplum kuruluş başkanları ile görüşmek amacıyla geldiği Karadeniz Ereğli’deki Keleşler Park Otel’de, Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Arslan Keleş tarafından karşılandı.
Otelin lobisinde bir süre dinlenen Babacan, Keleş ve Alaplı Ticaret Odası Başkanı Recep Ocak’tan, ilçelerin genel ekonomik durumları ve nüfus yoğunluğuna ilişkin bilgiler aldı.
Daha sonra, Otel salonundaki STK temsilciler ile bir araya gelen DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, partisinin kuruluş sürecinden bahsetti, olası ilk seçimlere girme hakkını elde edecek teşkilat büyüklüğüne ulaştıklarını söyledi.
Babacan, DEVA Parti’sinin “Örgütlenme, Eylem Planları, Ülkenin İçinde Bulunduğu Durum” konu başlıklarıyla 3 ayrı alanda yoğun gayret gösterdiklerin anlatarak, şunları kaydetti:
KADIN VE GENÇLİK KOTALARI
“Partimizde teşkilatlanma ile ilgili birkaç önemli ilkemiz var. Bunlardan biri yüzde 35 kadın, yüzde 20 gençlik kotasıdır. Her yönetim kurulumuz o il yada ilçemizin sosyal dokusunu yansıtacak yapıda kuruluyor.
PARTİNİN EYLEM PLANLARI
Partimizin ikinci çalışma alanı da eylem planlarıdır. Seçimlerden sonra kurulacak hükümetin ilk 90 günde ve ilk 360 günde neler yapacağının detaylı hazırlığını yapıyoruz. İlk eylem planımızı tarım konusunda 56 maddelik açıkladık. Ardından afet yönetimi ile son olarak da sosyal politikalar ile ilgili eylem planımızı açıkladık.
YETER Kİ KOPYA ÇEKSİNLER DE YAPSINLAR
13 yıl hükümette görev yaptım, aynı zamanda bu hükümetlerde hükümet programı yazma ekibinde oldum, en az yarısında da ekibin başında oldum. Şu anda ise her hangi bir hükümet programının çok ötesinde bir çalışma yapıyoruz. Şimdiye kadar hiç yapılmayan bir detayda, seçimlerden sonra kurulacak hükümetin yol haritasını açıklıyoruz. Her bir adımın bütçesini mutlaka hesap ediyoruz. Ve mutlaka bir takvime bağlıyoruz. Bu çok önemli bir hazırlık. Bazı arkadaşlarımız, bu hazırlıklarımızı açıklamamızdan ‘hükümet bunları alır ve yapar’ şeklinde endişelerini dile getirdi. Biz de, ‘keşke kopya çekseler, yapsalar da ülkede bazı sorunlar çözüm yoluna girse’ dedik. Vatandaşlarımızın olan biteni doğru anlaması, doğru bilgiye sağlaması için özel çaba gösteriyoruz. Vatandaşlarımızın konunun aslının ne olduğunu doğru kaynaktan dinleyebilmesine yönelik yoğun bir çaba içindeyiz. Tabi ki partimizin şu anki duruşu ‘tavsiye niteliğinde’dir.
BÜYÜK BİR ZAFİYET GÖRÜYORUZ
Ülkemizin genel durumunda sıkıntılar büyük. Sorunların çözümü ile ilgili mesafe alınamadığını görüyoruz. Pek çok alanda problem var, sorun var. Ama ülkede sorun çözle kapasitesinin önemli ölçüde zayıfladığını görüyoruz. Hele hele 2018’de yapılan (Cumhurbaşkanlığı) sistem değişikliğinden sonra, sütün yetkinin tek bir elde toplanmasından sonra ülke ile ilgili gerçeklerin doğru okunması ve o gerçeklerle ilgili tedbir alınması, adım atılması konusunda da büyük bir zafiyet görüyoruz.
ANKARA’DAN YERELE YETKİ VERİLMELİ
Türkiye 84 milyonluk gerçekten büyük bir ülke. Küçülmüş hali ile Dünyanın hala 20 ekonomisinden biri durumunda. Milli gelirimiz 12 bin 500 dolardan 8 bin dolarlara düştü. Böylesine büyük bir ülkenin yönetiminin, mutlaka öncelikle üst seviyelerden, alt seviyelere göre yetkinin delege edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda Ankara merkezden Yerele doğru yetkinin devredilmesi gerekiyor. Mutlaka yukarıdan aşağı yetki devri ve merkezden yerele yetki devri şart. Aksi halde bütün kararların, Ankara’ya, Külliye’ye gelmesi, oradaki 1200 odadan yolunu bulup da, nihayet o imza odasına gelmesi çok kolay olmuyor. Onun için pek çok konuda kararlar gecikiyor, sorunların çözümü ile ilgili bir bakış açısı oluşturulamıyor. Hele hele de ekonomide en yakından hisseden de sizlersiniz.
HAYAT PAHALILIĞI SORUNU VAR
Ülkede özellikle döviz kuru artışı kaynaklı çok ciddi hayat pahalılığı sorunu var. Arz kaynaklı ciddi bir enflasyon ile karşı karşıyayız. Yoksulluk çok önemli bir sorun. Bir yandan maliyet artımı nedeniyle fiyatlar artırılmak zorunda kalınıyor, fakat vatandaşlarımızın bu yüksek fiyatlarla alış veriş edecek gücü yok. Hele hele emekliler, işçiler, memurlar gibi sabit gelirli olan ve yıldan yıla ancak resmi enflasyon oranında maaşı artan vatandaşlarımızın son 3-4 yılda sürekli olarak satın alma gücü düşüyor.
EV GENÇLERİ YARATILDI
Gençlerimizde işsizlik, umutsuzluk, Türkiye’nin şu anda en önemli sorunu haline geldi. Ülkede işsiz, iş aramaktan vazgeçmiş, umudunu kaybetmiş ‘ev gençleri’ konumunda milyonlarca gencimiz var. Bu ülkenin pırıl pırıl yeni nesillerinin böylesine karamsar, ülkeden umudunu kaybetmiş bir psikoloji ile bu ülkede yaşamaları gerçekten bizi çok çok üzüyor. Bu sorunları Türkiye niye yaşıyor? Tabi ki bir konjonktür, uluslar arası Covid-19 pandemisi ile ilgili bir sorun var ama pandemiyi iyi yöneten ülkeler var, kötü yöneten ülkeler var. Pandeminin ekonomik zorluklarını, güçlü devlet destekleriyle kolay aşan ülkeler var, Türkiye gibi pandeminin ekonomik zorlukları karşısında vatandaşına yeterince destek veremeyen ülkeler var.
EKONOMİYE ÇÖZÜM ÜRETİLMİŞ DEĞİL
Türkiye’deki ekonomik yavaşlama, sorunlar, kurdaki sıçrama, enflasyon gibi sorunların pandemiden önce başladığını unutmayalım. 2019’da ülkede pandemi yok. Ama Türkiye’nin büyüme hızı yüzde 1 bile değil. 2018’de başlayan yeni sistem; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, maalesef şu ana kadar ekonomide çözüm üretmiş değil. Avrupa’nın en yüksek faizi, şu anda Türkiye’de. 2017 ve 2018 referandumunda ne denmişti; ‘Siz bu referandumlara evet deyin, bakın enflasyonla da, faizle de nasıl mücadele edilir, biz göstereceğiz’ demişlerdi değil mi?, Sonuç; koca bir sıfır! Hiçbir şey yok. Ne enflasyon, ne de faiz sorunu çözülebildi. Tam tersine, sorunlar artarak devam ediyor. Zaten mevcut hükümet, ülkenin ekonomisiyle ilgili olumlu bir şeyler konuşacaksa, hep geçmişten bahsediyor. Son 3 yıldan ise bahseden yok. Asıl; yetkinin tek elde toplandığı son 3 yılın, şöyle bir muhasebesini çıkaralım, hiçbir şey yok.
BU DÜRÜST YAKLAŞIM DEĞİL
Olumsuzluklarla ilgili de hep ‘hedef gösterme’ var. Mesela geçen hafta bol bol ‘fahiş fiyatlarla, fahiş etiketlerle’ mücadeleyi gördük. İlgili bakanlık marketlere baskınlar düzenliyor, etiketlerle savaşmaya çalışıyorlar. Hedef hedefi yanıltma, hedefi şaşırtma! Enflasyon ve hayat pahalılığı ile ilgili hükümetin üzerine gelen baskıyı esnafa, marketlere yönlendirip, vatandaş ile esnafı karşı karşıya bırakmak gibi çok çok yanlış ve tehlikeli bir çizgi izliyor şu anki hükümet. Bu dürüst bir yaklaşım da değil. Bütün esnafımızı biliyor ki, bu ülkede her şeyin maliyeti arttı, fakat artan maliyetlerin tamamı satış fiyatlarına yansıtılamadı bile. Maliyet yüzde 50 artmış, esnafımıza ve vatandaşımıza yansıtılan ise en fazla yüzde 25.
ELEKTRİĞE YÜZDE 168 ZAM GELDİ!
Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesinden buyana, sadece elektriğe gelen zam yüzde 168’dir. Yani, 100 lira elektrik faturası gelen haneye, şu an 268 lira geliyor. Bir dönem pazarcı esnafına ‘terörist’ diyecek kadar ileri ifadelere kullanıldı bu ülkede. ‘Enflasyonun sebebi kuru soğan depoları’ diyerek, depolara baskınlar yapılması yaşandı bu ülkede.
AYIP GERÇEKTEN AYIP!
Siz kötü yönetin, döviz kurunu kontrol edemeyin, Merkez Bankası’nın yıllarca biriktirdiği döviz rezervini, 139 milyar doları gizli, saklı yöntemlerle perde arkasından satın edin, Merkez Bankası rezervini 52 milyar dolar eksiye (-) düşürün, döviz kuru ile ilgili kontrolü elinizden kaybedin, döviz kuru gelsin fiyatları vursun, daha sonra vatandaşa ise ‘biz bu etiketleri koyan esnafla, marketle mücadele edeceğiz’ deyin. Ayıp, gerçekten ayıp. Türkiye gibi bir ülkeye bu yakışmıyor. Artık esnafımız bunu biliyor ve müşterisine de gayet iyi anlatıyor. Hükümet ne derse desin, bu tür yayın politikası izleyen yayın kuruluşları ne yaparsa yapsın, artık bu sistem işlemiyor. Dürüst olmak, aldatan olmamak lazım.”
BU YÖNETİMLE ÇÖZÜLEMEZ
Babacan, Hükümetin ülkeyi iyi yönetemediğine dikkat çektiği konuşmasında, şöyle dedi:
“Çok iyi bir siyasi irade olmadan ülkenin sorunlarının çözüleceğini mümkün görmüyoruz. Hukuku, Hukukun üstünlüğünü önemseyen, yargı reformunu önceleyen, yargının bağımsız ve tarafsız ve hızlı ç alışmasını sağlayan reformları yapan bir yönetim anlayışı olmadıktan sonra Türkiye’nin sorunlarının çözülmesini çok zor görüyorum. Eğitim çok temel ve çok önemli bir alan ve maalesef son 20 yıldır Türkiye’nin mesafe kat edemediği bir alan.”
DEVA Partisi üst düzey yöneticiler, partinin İl Başkanı Fatih Keleş, Ereğli İlçe Başkanı Handan Aktimur, Çaycuma TSO Başkanı Zekai Kamitoğlu’nun de yer aldığı toplantı, basın akapalı olarak devam etti.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali babacan, toplantının ardından görüşmelerde bulunmak üzere Zonguldak’a geçti.